• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
KABENİN SESİ RADYOSU
””
HZ RABİA
Gecenin sessizliği içinde Rabbine yalvarıyordu. - Ey Rabbim! Biliyorsun ki, senin emirlerine itaatten başka hiçbir gayem yoktur. Benim için en büyük saadet, huzurunda olmaktır. Eğer elimden gelse, gündüzün ve gecenin her bir dakikasında sana ibadetten bir an geri kalmam. Ne var ki, ev sahibimin de hizmetlerini gördüğüm için, sana gereği gibi ibadet edemiyorum. Yalvarırım, beni affeyle Allahım... "ARTIK BEN SENİN KÖLEN OLAYIM" Rabia'nın efendisi şaşkınlık içinde kaldı öylece bir müddet. Sonra, bakışları Rabia'nın başı üzerinde bulunan kandile takıldı. Kalbi duracak gibi oldu... Kandil, hiçbir yere asılı olmadığı halde öylece havada duruyor ve ışığı bütün odayı adeta nûra boğuyordu...Adam; -Ben onun efendisi olmam! O gerçek efendini bulmuş.Dilerse, ben onun hizmetkârı, kölesi olurum artık, diye düşündü...Yatağına döndü ama, gözüne uyku girmiyordu bir türlü. Sabah namazından sonra Rabia'yı yanına çağırdı ve dedi ki: -Artık hürsün ve dilediğin gibi hareket etmekte serbestsin. Dilersen burada kal, ben sana hizmet edeyim...Karar senindir... Rabia, Cenab-ı Hakk'a (c.c.) şükürler içinde, yaşlı adama teşekkür etti. Kısaca: -Gideyim, dedi. Oradan ayrıldı. Küçük bir eve yerleşti. Günleri ibadet ve taât ile geçiyordu. Bütün müslümanlar için ibretler, örneklerle bezenmiş hayatını yaşamaya başladı. İşte onun için "Veli" olduğunun delili olan hayatından bir kaç ibretli vak'a... "ÇİLELERİNİN BİTMESİNİ İSTER MİSİN?" Hz. Râbia çok oruç tutardı. Bir defasında, bir hafta hiç yiyecek bulamadı. Sekizinci gece açlığı iyice şiddetlendi. Nefsine eziyet ettiğini düşünürken, kapısını biri çaldı. Bir tabak yemek getirdi. Hz. Râbia, yemeği alıp yere koydu. Mum getirmeye gitti. Döndüğünde, bir kedinin yemeği döktüğünü gördü. Su bardağını almaya gitti, mum söndü. Su içmek isterken, elindeki bardak düştü kırıldı. - Ya Rabbi! Bu zavallı kulunu imtihan ediyorsun. Âcizliğimden sabredemiyorum, diyerek bir âh! çekti. Bir ses duyuldu: "Ey Râbia, istersen dünya nimetlerini üstüne saçayım. İstersen, üzerindeki dert ve belaları kaldırayım. Fakat bu dertler, belâlar ile dünya bir arada bulunmaz... Bu sözleri işitince şöyle dua etti: -Yâ Rabbi! Beni, kendinle meşgul eyle ve senden alıkoyacak işlere beni bulaştırma... Bundan sonra dünya zevklerinden öyle kesildi ki , kıldığı namazı "Bu benim son namazımdır" diye huşû ile kılar, hep Allahü Teâlâ ile meşgul olurdu... RÂBİA HACC YOLUNDA Hz. Râbia'nın hacca gitmek arzusu çoğaldı. Bir kafileyle yola çıktı. Yolda merkebi ölünce, kafilede bulunan diğerleri "Eşyalarını bizim hayvanlarımıza yükleyelim" teklifinde bulundular. Onlara: -Ben Allahü teâlâya tevekkül ederek yola çıktım. Siz devam edin. Ben ağır ağır gelirim, dedi. Kervan yoluna devam etti. Hz. Râbia: Ya Râbbi! Çok âciz olduğumu görüyorsun, biliyorsun. Beni evine davet ettin ama, bineğim yarı yolda öldü. Koca çölde yalnız kaldım. Durumumu sana havale ettim diyerek eşyalarını sırtına yüklendi ve Kâbe'ye doğru ağır ağır yürümeye başladı. Onun bu içten yakarışından sonra Hak Teâlâ (c.c.) merkebi diriltti. Hz. Râbia buna çok sevindi ve Rabbine şükürler etti...
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
49 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret845
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.54595.5682
Euro6.38556.4111
Hava Durumu
Anlık
Yarın
24° 23° 12°
Saat